İsviçre’de Aile Birleşimi: Vatandaşlar, Yabancılar ve İltica Statüsündeki Kişiler
İsviçre’de aile birleşimi, ülkede yaşayan kişilerin eşleri ve çocuklarıyla birlikte yaşayabilmelerini sağlayan hukuki bir süreçtir. Ancak bu hakkın kapsamı, kişinin İsviçre vatandaşlığına, oturum iznine veya uluslararası koruma statüsüne sahip olmasına göre değişmektedir.
İsviçre vatandaşları bakımından aile birleşimi, Yabancılar ve Entegrasyon Kanunu’nun (AIG/LEI) 42. maddesinde düzenlenmiştir. İsviçre vatandaşlarının yabancı eşleri ve 18 yaşından küçük, evli olmayan çocukları, kanuni koşulların sağlanması hâlinde oturum izni alma hakkına sahiptir. Bununla birlikte aile ilişkisinin gerçekliği, birlikte yaşama koşulu ve kanuni başvuru süreleri önem taşır.
Yabancı oturum izni sahipleri bakımından ise B ve C izinleri arasında ayrım bulunmaktadır. C yerleşim iznine sahip kişilerin aile birleşimi AIG m. 43 kapsamında belirli koşullarla hukuki bir hak oluştururken, B oturum izni sahiplerinin başvuruları AIG m. 44 uyarınca kural olarak idarenin takdirine tabidir. Her iki durumda da uygun konut, ekonomik yeterlilik, sosyal yardım ve tamamlayıcı yardımlara ilişkin koşullar ile dil ve entegrasyon yükümlülükleri değerlendirilir. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesi, somut olayın koşullarına göre aile birleşimi yönünde hukuken korunabilir bir hak doğurabilir.
AB/EFTA vatandaşlarının aile birleşimi ise serbest dolaşım anlaşmaları kapsamında farklı kurallara tabidir. Bu kişiler için genel AIG aile birleşimi süreleri uygulanmaz.
İltica ve koruma statüsündeki kişiler açısından farklı hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. İltica hakkı tanınmış mültecilerin eşleri ve küçük çocukları, özellikle aile birliğinin kaçıştan önce mevcut olması hâlinde, İltica Kanunu'nun (AsylG/LAsi) 51. maddesi kapsamında aile ilticasından yararlanabilir. Bu koşulların bulunmadığı durumlarda yabancılar hukukundaki diğer aile birleşimi imkânları değerlendirilir.
Geçici kabul statüsündeki F izinli kişiler için AIG m. 85c uygulanır. Kanunda üç yıllık bekleme süresi öngörülmekle birlikte, Federal İdare Mahkemesinin 24 Kasım 2022 tarihli F-2739/2022 sayılı kararı uyarınca bu süre her durumda otomatik ve katı biçimde uygulanamaz. Özellikle iki yıllık sürenin dolmasına yaklaşan başvurularda aile hayatının korunması ve bireysel koşullar dikkate alınmalıdır. İltica başvurusu henüz sonuçlanmamış N belgeli kişiler ise aynı aile birleşimi rejiminden yararlanmaz.
Başvuru süreleri, aile birleşimi hukukunun en önemli konularından biridir. AIG m. 47 uyarınca genel süre beş yıl, 12 yaşından büyük çocuklar için ise on iki aydır. Sürenin başlangıcı, aile ilişkisinin kuruluşuna ve ilgili oturum statüsüne göre belirlenir. Daha önceki oturumun sona ermesi ve sonradan yeniden izin verilmesi, süreyi mutlaka yeniden başlatmaz.
Bununla birlikte sürenin geçirilmesi aile birleşiminin kesin olarak imkânsız olduğu anlamına gelmez. AIG m. 47/4, önemli ailevi nedenlerin bulunması hâlinde sonradan aile birleşimine imkân tanımaktadır.
İsviçre Federal Mahkemesi, BGE 146 I 185 sayılı kararında, eşlerden birinin sağlık durumunda meydana gelen ciddi değişikliklerin süre geçtikten sonra yapılan yeni bir aile birleşimi başvurusunun incelenmesini gerektirebileceğini kabul etmiştir.
Aile hayatının korunması ve çocukların üstün yararı, bütün bu başvurularda önemli hukuki güvencelerdir. AİHS m. 8, İsviçre Federal Anayasası m. 13 ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 3, aile ilişkilerinin ve çocukların bireysel koşullarının dikkate alınmasını gerektirir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de M.A. / Danimarka (6697/18) kararında, aile birleşiminde uzun bekleme sürelerinin bireysel koşullar değerlendirilmeden uygulanmasının aile hayatına saygı hakkını ihlal edebileceğini ortaya koymuştur.
Bu güvenceler koşulsuz bir aile birleşimi hakkı yaratmasa da idari makamların ve mahkemelerin, özellikle çocukların gelişimini, aile bağlarının niteliğini, ayrılığın nedenlerini ve ölçülülük ilkesini değerlendirmesini gerektirir.
Sonuç olarak, İsviçre'de aile birleşimi yalnızca oturum izni, gelir ve başvuru sürelerinden ibaret değildir. Özellikle süre aşımı veya ret kararları söz konusu olduğunda aile ilişkilerinin geçmişi, kişisel koşullar ve temel haklar birlikte değerlendirilmelidir. Ret kararlarına karşı başvurulabilecek hukuki yollar ve süreler ise ilgili kararın niteliğine ve yetkili makama göre değişmektedir.
IC Legal & Consulting
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve bireysel hukuki danışmanlık yerine geçmez.